Çocuklarda Şeker  Tip 1 DİYABET (Şeker Hastalığı)

TİP 1 DİYABETİN TANIMI

 

Diyabet (ya da tıptaki adıyla Tip 1 Diabetes Mellitus), insülin hormonunun vücutta bulunmaması ya da azlığından kaynaklanan bir hastalıktır. Bu hastalık vücudun besinlerden yararlanmasını sağlayan normal süreçleri bozar ve kandaki glukoz düzeylerinin çok yükselmesine neden olur. İnsülin pankreastan salgılanan bir hormondur. Pankreas, karın boşluğunda, omurganın bel bölümü önünde midenin arkasında yer alan bir salgı bezidir. Pankreas'ın iç ve dış salgı görevleri vardır. İç salgı görevini Langerhans adacıkları denen salgı hücreleri yapar. Langerhans adacıklarını oluşturan α (alfa) hücrelerinden kan şekeri düştüğünde glikozun depo hali olan glukojenin tekrar glikoza dönüşmesini sağlayan glukagon, ß (beta) hücrelerinden glikozun kandan hücrelere geçerek enerji için kullanılabilmesini sağlayan insülin salgılanır. Dış salgı görevi ise asinus keseciklerine aittir. Bu salgı kesecikleri, pankreas özsuyu denen ve onikiparmak bağırsağına dökülen alkali bir sıvı salgılar.

 

ETİYOLOJİ

 

Tip 1 Diyabet, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisi ile oluşan bir hastalıktır. Tip 1 Diyabet gelişme riskini arttırdığı saptanmış olan 14 gen içerisinde en önemlisi 6. kromozomun kısa kolu üzerinde bulunan IDDM-1 genidir. Ailelerinde diyabet bulunan bireylerin yapılan genetik testlerle hastalığa yakalanma riski ortaya konulabilmekte, ancak önüne geçilememektedir. Hastalığı engelleyebilmek için çeşitli çalışmalar yapılmış olup, bunların en önemlilerinden biri olan nikotinamid tedavisi maalesef olumlu sonuç vermemiştir.

 

Genetik yatkınlığın yanında, beta hücrelerinde bağışık yanıtın bozulmasına neden olan virüsler, toksinler ve bazı gıda maddelerinden söz edilmektedir. Tip 1 diyabetin oluşumunda inek sütünün önemi büyüktür. 1 yaş altı çocuklarda inek sütüne maruz kalmanın Tip 1 Diyabet görülme sıklığını arttırdığı görülmüştür. Bu yüzden özellikle 1.derece akrabalarında diyabet olan çocuklara olabildiğince uzun süreli inek sütü verilmemesi önerilmektedir. Gıdaların içindeki koruyucu maddeler ve tütsülenmiş gıdalar da otoimmün diyabeti başlatan faktörlerdendir.

 

 

EPİDEMİYOLOJİ

 

Diyabet popülasyonunun yaklaşık %10'u Tip 1 Diyabettir. Çocukluk çağı diyabetlerinin ise %95'i Tip 1 Diyabettir ancak son yıllarda Tip 2 Diyabet sıklığı çocukluk çağında artmaktadır. Görülme yaşı ve sıklığı ülkeler ve bölgeler arasında 2 ila 60 kat kadar değişiklik göstermektedir. Kronik hastalıklar arasında en yaygın görülen hastalıktır. En sık 8-14 yaş arasında görülür. Genellikle yıllık ortalama sıcaklığın düşük olduğu bölgelerde yüksek oranda görülmesi (Örn. Finlandiya) ile birlikte istisnalar da vardır( Örn: Sardunya Adası). Irksal farklılıklar da görülme sıklığını değiştirir. Örneğin Japonya'da hastalık çok az görülürken, Amerika'da Florida eyaletinde yaşayan Japonlarda hastalığın daha sık görüldüğü saptanmıştır.

 

FİZYOPATOLOJİ

 

Sağlıklı bir insanda aç iken normalde kan şekeri 90-110 mg/dl.dir. Yemek yenmesi ile birlikte kandaki şeker (glikoz) miktarı yükselmeye başlar. Bu değeri sağlıklı sınırlarda tutabilmek için beynin komutu ile pankreasdaki ß -hücreleridaha fazla çalışarak, kan şekerinin kandan hücrelere geçişini böylece kan şekerinin düşmesini sağlayan insülini daha çok üretmeye başlar. Kan şekeri normal sınırlara inince de tekrar açlıktaki gibi karaciğerden her zaman salgılanan az miktardaki glikoz için az miktarlarda insülin salgılamaya devam eder. Diyabette ise pankreasta insülini üreten beta hücrelerin multifaktöriel sebeplerle giderek ölmesi ve ß -hücrelerinin yaklaşık %20 sinin sağlam kalmasına kadar hiçbir klinik bulgu ortaya çıkmazken, bu dönemde araya giren viral bir enfeksiyon ya da aşı uygulaması hastalığın bulgularının aşikar hale gelmesine neden olur.

Ankara diyabet, insülin, glikoz, glukoz, tip 1, tip 2, obezite, şeker, şeker hastalığı, kan şekeri, açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri

BELİRTİLER

 

Yetersiz insülinin  glukozu hücre içine sokamaması sonucu kan glikozu gittikçe artar. Bu durumda vücut kan glukozunu böbreklerden atma yoluna gider. Böylece idrarda glukoz görülmeye başlar. Glukoz atımı ile birlikte böbreklerden sıvı kaybı da oluşacağından, sık idrara çıkma ile vücudun sıvı ihtiyacı da artar ve çok su içme görülür. İnsülin eksikliği sonucu glukozun hücre içine giremeyip enerji üretiminde kullanılamaması nedeni ile vücut yağları kullanmaya başlar. Yağların yakılması ile kilo kaybı ve kanda keton cisimcikleri birikir. Bu ise bulantı, kusma ve iştahsızlık oluşturur ve idrarda keton görülür.

 

Enerji üretimi için gerekli olan glikozun hücrelere girememesi sonucu başlayan protein ve yağ yıkımı ile oluşan artık maddelerin, sıvı elektrolit dengesini bozmaları sonucu akciğerler de atık maddeleri vücuttan uzaklaştırmaya çalışır. Bu nedenle Kussmaul Solunum adı verilen tipik bir solunum ile hasta hızla nefes alıp vererek organizmayı ketonlardan temizlemeye çalışır. Bu sırada aseton kokusu hastanın nefesinde hissedilmeye başlanır.

 

TANI YÖNTEMLERİ VE TANI KRİTERLERİ

 

Klinik olarak çok idrara çıkma, çok su içme, çok yeme, kilo kaybı gibi belirtilerle ya da daha ileri dönemlerde ketoasidoz veya koma ile başvuran hastalarda aşağıdaki tanı yöntemleri uygulanır:

 

İdrarda glikoz bakılması: Normal şartlarda idrarda glikoz olmaz İdrarda glikoz varlığı başta diyabet olmak üzere çeşitli hastalıkları düşündürür. Diyabet hastalığına bağlı ise idrarda glikoz olması kan şekerinin 180 mg/dl. veya üstü olduğunu gösterir.

 

Kan Şeker Düzeylerinin Tayini: İdrarda glikoz görülmesi üzerine bakılan kan şekerleri tanı için şarttır. Açlık kan şekeri (AKŞ) sağlıklı bir insanda 110 mg/dl.'nin altında olmalıdır.

 

- Açlık Kan Şekeri (AKŞ)'nin 110-125 mg/dl. arasında olması "Bozulmuş Açlık Glikozu" olduğunun göstergesidir. Şeker yükleme testi gerektirir.

 

- Herhangi bir zamanda bakılan Kan Şekeri (KŞ) 200 mg/dl.'nin üzerinde ise yine şeker hastalığı tanısı konur.

 

Şeker  yükleme testi (OGTT):

 

120.dakika Kan Şekeri (KŞ) 140 mg/ dl.'nin altında ise normal kabul edilir. 120.dakika 140-200 mg/dl. arasında ise "Bozulmuş Glikoz Toleransı" olduğunu gösterir. Diyet tedavisi ve takip gerektirir. 120.dakika 200 mg/dl.'nin üzerinde ise şeker hastalığı tanısı konur.

 

Hemoglobin A 1c (HbA1c):

 

Yaklaşık 6-8 hafta öncesindeki kan şekerleri hakkında bilgi veren güvenli bir testtir. Kandaki hemoglobin adı verilen bir maddenin glikoz ile karşılaşma oranları, dolayısı ile kan şekeri ortalamaları hakkında bilgi verir. Normalde % 6,5 un altında olmalıdır.

 

Tip 1 Diyabetin gelişimi nasıl olur?

 

Tip 1 Diyabet , otoimmün yani bağışıklık sistemini ilgilendiren bir hastalık olup genetik tabanı da olan ve oluşumunda birçok faktörün rol aldığı bir hastalıktır. Oto-immün süreç başladıktan sonra pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin yıkımı başlar. Vücut kendi beta hücrelerini öldürmeye başlar. Yıllar içinde bu hücreler giderek azalır ve yaklaşık %20 hücre sağlam kalana kadar hiçbir klinik bulgu yoktur. Bu aşamada araya giren bir enfeksiyon, böcek sokması, veya döküntülü hastalık diyabetin bulgularının ortaya çıkması için tetikleyici faktör olur ve hastalık başlar.

ENDOMER'de TİP 1 DİYABET TEDAVİSİ...

 

Çocukluk çağında en sık görülen kronik hastalıklardan biri diyabet. Çocuklarda Diyabet hakkında bilinmesi gerekenler. Çocuklarda diyabetin belirtileri, tedavisi ve  teşhisi hakkında bilinmesi gerekenler? Hatalı beslenme alışkanlıkları nelerdir? Diyabeti tetikleyen çevresel etkenler?

 

Şeker Hastalığı (Tip 1 Diabetes Mellitus), ENDOMER’de özellikle önem verilen bir hastalık olup tıbbi gelişmeler yakından takip edilmekte ve hastalara en son yenilikler hakkında teorik ve pratik bilgiler sunulmaktadır. Tip 1 Diyabet hastalığında iyi bir kan şekeri regülasyonunun hasta ve ailesinin eğitimli olmasından geçtiği bilinci ile merkezdeki eğitim salonunda; konusunda uzman doktor, diyetisyen, hemşire ve psikolog ile eğitim verilmektedir. “İnsülin Pompası Takılması ve Eğitimi” Merkezde uygulanmaktadır.

TİP 1 DİYABET ve BESLENME

 

DİYABET BAKIM BİLİNCİ

 

Dünyada 240 milyon diyabetli ,300 milyonun üzerinde gizli diyabetli hasta yaşamaktadır. Gelecek 20 yıl içinde diyabetin yaklaşık 400 milyon kişiyi doğrudan dünyada 1 milyar insanı etkilemesi beklenmektedir.

 

Bugüne kadar yapılan istatiksel tahminlerin çok ötesinde dünyada bir epidemik salgın olarak yayılmakta olduğunu göstermiştir.

 

Diyabet hastası olmak demek hayattan tamamen elini çekmek midir?

 

Diyabette beslenme neden önemli ?

 

•Besinlerin kan şekerine etkisi nedir ?

 

•Egzersiz tipine göre diyete ek besin ilave edilmeli midir ?

 

Hipoglisemide nasıl beslenmeli ?

 

•Değişim listeleri nedir ? Nasıl kullanılmalı?

 

Kilo vermek kan biyokimya değerlerini etkiler mi ?

 

•Egzersiz ne zaman, ne kadar süre yapılmalı ?

 

Diyabetli alkolü içecek tüketebilir mi?

 

Kan şekerini düşüren yiyecek var mı ?

 

•Hangi besinler kolesterolü yükseltir?

 

•Posa neden önemli ?

 

•Hangi tatlandırcı ne miktarda kullanılmalı ?

 

•Light ürünleri istenildiği kadar yenilebilir mi?

 

Diyabetli hasta tatlı tüketebilir mi ?

 

Tüm bu soruların cevabını Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümünde bulabilirsiniz.

RANDEVU İÇİN

0 312  441 66 00

SİTE HARİTASI

Ziyaretçi Sayımız: